KURALLI OYUNLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KURALLI OYUNLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2009 Cumartesi

Altı Şapkalı Düşünme Tekniği

Edward De Bono'nun 1985'te yayınlanan kitabıdır. İngilizce adı Six Thinking Hats 'tir.

Yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmede kullanılan grup tartışması bir tekniktir. Eleştirsel ve çok yönlü düşünmeyi sağlar. Konunun dağılmasını önler. Öğrencileri farklı durumlar hakkında farklı şekilde düşünmeye teşvik eder. Hem çok kolay hem de çok güçlü bir tekniktir. 6 değişik renklerde şapka ve anlamlarını temsil eden düşünceler bulunmaktadır.

Kitabın Adı: Altı Şapkalı Düşünme Tekniği
Kitabın Yazarı: Edward DE BONA  Çeviren : Ercan TUZCULAR
Yayınevi ve Adresi: Remzi Kitabevi Cağaloğlu/İST.
Basım Yılı: 1997

6sapka KİTABIN ÖZETİ :  Yaratıcı düşünme tekniklerinin doğrudan öğretimi konusunda uluslar arası bir otorite olan yazar, insanlar faydalansın diye düşünme teknikleri üretmiştir. Aslında burada açıklanan her şeyi bilmekteyiz ama bunları bir teknik olarak uygulamaktan kaçınmakta, ya da yanlış uygulamaktayız. Öncelikle şunu bilmeliyiz: Bir düşünür gibi davranırsak; gerçekten bir düşünür olur çıkarız.

Yazar, altı şapkalı düşünme tekniğini kısaca şu şekilde anlatmaktadır.

Beyaz şapka : Beyaz; tarafsız ve objektiftir. Bu şapka objektif olgular ve rakamlarla ilgilidir. Beyaz şapkaca düşünmenin amacı pratik olmaktır.

Kırmızı şapka : Kırmızı; öfke, tutku ve duyguyu çağrıştırır. Duygusal bir bakış açısı verir. Amacı arka planda yer alan duygusal algılama biçimini görünür kılmaktır.

Siyah şapka : Siyah; karamsar, olumsuz ve kötümserdir. Bir şeyin niçin yapılmayacağını görür. Eleştirme şapkasıdır, ancak bir tartışmada taraf tutmak anlamına gelmez. Düşünme yöntemindeki hatalara işaret edebilir.

Sarı şapka : Sarı; güneş gibi aydınlık ve olumludur. İyimser, umutlu ve olumlu düşünme ile ilgilidir. Bu düşünüş, değerli ve yararlı olan şeyleri araştırır ve mantıklı destekler arar. Yapıcı ve üreticidir, somut teklifler ve öneriler ortaya çıkar.

Yeşil şapka : Yeşil; bereket ve verimli büyüme demektir. Yaratıcılık ve yeni fikirlerle ilgilidir. Bu şapkayı takan yaratıcı düşünmenin kavramlarını kullanır.

Mavi şapka : Mavi; serinkanlılığı temsil eder ve her şeyin üstündeki göğün rengidir. Düşünme sürecinin düzenlenmesi ve kontrolü ile uğraşır, mavi şapka düşünürü orkestra şefi gibidir.

Şapkalar işlevleriyle değil renkleriyle tanımlanır,bunun iyi bir gerekçesi vardır. Eğer bir kişiden bir konu hakkındaki duygusal tepkilerini ortaya koymasını isterseniz, ondan dürüst bir cevap almanız hemen hemen olanaksızdır. Çünkü insanlar duygusal olmanın yanlış bir şey olduğunu düşünürler. Ancak "kırmızı şapka" terimi tarafsızdır. Birisinden bir süre için "Siyah şapkasını çıkarmasını istemek", ondan "Bu kadar olumsuz olmayı bırakmasını" istemekten daha kolaydır. Renklerin tarafsızlığı,şapkaların sıkıntı duymadan kullanılmalarını sağlar. Düşünme faaliyeti tasvip edilmeme ya da kınanma tehlikeleri olmayan kuralları tanımlanmış bir oyun haline gelir. Şapkalara doğrudan göndermelerde bulunur.

Altı şapkalı düşünme kavramının iki ana amacı vardır. İlk amacı düşünürün her seferinde sadece bir şeyle uğraşmasını sağlayarak düşünme faaliyetini sadeleştirmektir. Altı şapkalı düşünme tekniği ile düşünür duyguların, mantığın, bilginin, umut ve yaratıcılığın hepsine aynı anda dikkat etmek yerine onlarla ayrı ayrı ilgilenebilme olanağına sahiptir.

İkinci ana amacı; gerekli düşünme biçimlerine istenildiği anda geçiş yapmayı sağlamaktır. Düşünme şapkalarının bir tür kısaltılmış talimatlar olduğu söylenebilir.

Altı şapkalı düşünme kavramından en fazla yararın sağlanabilmesi için herkesin oyunun kuralları hakkında bilgi sahibi olması gerektiği açıkça ortadadır. Altı şapkalı düşünme kavramı, ancak insanlar arasında bir tür ortak dil haline geldiğinde verimli olacaktır.

Yazar, kitabında düşünmenin en büyük düşmanının karmaşıklık olduğunu ifade eder. Zira karmaşıklık karışıklığa yol açar. Berrak ve sade olduğunda düşünme daha zevkli ve daha etkili bir hale gelir.

kitap özeti kaynak

- - - - - - - - - - - - - - - -

konuyLa iLgiLi faydaLı biLgiLerin oLduğu bir ppt sLaytını buRadan indirebiLirsiniz.

- - - - - - - - - - - - - -

bu arada ekşi sözlükte konuyla ilgili faydalı olacağına inandığım bilgiler/yorumLar var. ŞöyLe aLayım sizi…

- - - - - - - - - - - - -

Altı şapkalı düşünme tekniğinin ana amacı: (kaynak)
düşünme sürecine odaklanıp geliştirmek
yaratıcılığı cesaretlendirmek, paralel ve lateral düşünme
iletişimi iyileştirme
karar verme sürecini hızlandırma
tartışmalardan kaçınma

sanal_tartisma_senaryosu

- - - - - - - - - - - -

24 Eylül 2008 Çarşamba

KURALLI OYUNLAR - a) Ben oyunLaRı

Kurallı oyunlar


a)- BEN OYUNLARI

1- Bu Kim Oyunu
Çocuklar, yarım halka biçiminde ( yere ta da iskemleye ) otururlar.
Öğretmen sorar:
"-Ben kara gözlü, kıvırcık saçlı bir kız görüyorum; kim bu ?"
Çocuklar, öğretmenin bakmakta olduğu çocuğa bakarak, sorduğu kızın kim olduğunu bulurlar, adını söylerler.
Aynı oyun, çocukların aşağıda gösterilen başka özellikleri sorularak da oynanır:
a) Göz renkleri ve biçimleri ( mavi, kahverengi, yeşil, kara, ela, iri, küçük… vb )
b) Yüz biçimleri ( yuvarlak, uzun… vb )
c) Saç rengi ve biçimi ( kara, sarı, kahverengi, kıvırcık, düz, dalgalı; uzun, kısa… vb )
Bu tür oyunlar, usandırmamak koşuluyla, arkadaşlarının çeşitli özelliklerini ( ve bu arada renkleri ) çocuklar öğreninceye kadar sürdürülür.

2- Dokunma Oyunu
Bu oyun kolaydan güç’e doğru üç aşamada oynanmalıdır. Çocuklar, her üç aşamada da, tere ya da iskemlelere, yarım ay biçiminde oturtulurlar.
a)- Öğretmenin göstermesiyle
Öğretmen, elini kendi başına koyar, çocuklara "başına dokun" der, çocuklar, öğretmene öykünürler, ellerini kendi başlarına dokundururlar. Aynı oyun "eline dokun", "dizine dokun", "kulağına dokun"…vb. sözlerle sürdürülür.
b)- Öğretmen göstermeden
Dokunma oyunu bu kez, öğretmenin söylediği yerlere kendisi dokunmadan oynanır. Öğretmen buyruk verir, çocuklar yaparlar.
c)- Şaşırtma yapılarak
Çocuklar, öğretmenin "dokun" dediği yerleri iyice öğrendikten sonra, aynı oyun, bu kez de şaşırtmacalı olarak oynanır. Öğretmen, kimi kez söylediği yere dokunur; kimi kez de başka yere dokunur. Örneğin; kendisi," kendi koluna dokunurken, çocuklara "başına dokun" der. Çocuklar(öğretmenin kendi koluna dokunarak yaptığı şaşırtmacaya kanmadan)kendi başlarına dokunabilmelidirler.
Doğal ki, bütün çocuklar doğru yere şaşırmadan dokunmayı yapabilirler. Kimi doğru, kimi yanlış yapabilir. Bu durumda ise gülüşmeler olur, neşeli bir ortam oluşur. Oyuna başka başka zamanlarda, çocuklar şaşırmadan yapıncaya kadar yinelenebilir.

3- Dörtlü Dokunma Oyunu
Dörtlü dokunma oyunu."başımız-omzumuz-dizimiz-ayağımız" sözleri söylenerek ve söylenen yerlere dokunularak oynanır. Oynayış sırasında devinimler gitgide hızlandırılabilir. Bu hızlandırma sırasında çocukların soluk almaları güçleşeceğinden, sözcükleri söylememeleri istenir, bunun yerine öğretmen söyler, çocuklar yapar. Bu uygulama biçimiyle oyun, aynı zamanda, kolay beden eğitimi işlevi de görür.

4- Zıp Zıp Zıpla Oyunu
Çocuklar oyun alanında, aşağıda gösterilen sözleri tekerleme gibi söylerler ve belirtilen devinimleri tekerlemeye uyarak yaparlar.
Zıp zıp zıpla ( tek ayakla zıplanır )
Hop hop hopla ( iki ayakla hoplanır )
Top top topla ( Son iki hecede yere çömelinir )


5- Çevir Salla Oyunu
Çocuklar yere otururlar. Öğretmen aşağıda gösterilen sözleri söyler, devinimleri yapar. Çocuklar da, aynı devinimleri, öğretmene öykünerek yaparlar.

Başını çevir, çevir (başlar soldan sağa, sağdan sola çevrilir)
Başını salla, salla (Başlar sağa-sola, öne-arkaya sallanır)
Kolunu çevir, çevir (kollar önden arkaya, arkadan öne çevrilir)
Kolunu salla, salla (kollar, aşağıya indirilir, avuçlar yere birbirine koşut olarak önde tutulur, soldan sağa, sağdan sola sallanır, sonra da yine iki kol birbirine koşut olarak, ön tarafta bir daire çizecek biçimde sallanır.)

6- Büyü Büyü, Küçül Küçül Oyunu
Çocuklar ayakta durur. Öğretmen, aşağıda sözleri söylerken, çocuklar bu sözlere göre devinimler yaparlar. Önce büyü büyü, sonra da küçül küçül oyunu oynanır.
Büyü büyü
Kollarını yukarıya kaldır
Daha çok kaldır, daha çok kaldır
Ayak parmaklarının ucuna bas
Daha çok yüksel, daha çok yüksel
Büyü büyü kocaman ol, büyü büyü kocaman ol…

(Çocuklar en çok yükseldiklerinde, ara vermeden küçül küçül oyununa geçilir )
Küçül küçül
Kollarını indir
Çömelerek büzül
Daha çok büzül, daha çok büzül
Küçül küçül, minicik ol…


7- Kim Yok Oyunu
Çocuklar yere oturtulur. İçlerinden birini ebe seçerler. Ebe başını öğretmenin kucağına koyar, gözlerini yumar. ( çocuk gözünü, bir başka yerde de yumabilir ) Öğretmen, ebeye sezdirmeden, bir çocuğu işaretle dışarıya çıkartır. Ebe gözlerini açar; Öğretmen ebeye "Kim yok?" diye sorar. Çocuk bilirse ebelikten kurtulur. Adı bilinen çocuk ebe olur. Ebe, üç ad saydığı halde bilemezse yeniden ebe olur, yumulur.

8- Rengi Nedir Oyunu
Bu oyun çocuklara renkler öğretildikten sonra oynanır. Renkleri pekiştirme, dikkati arttırma oyunudur.
Öğretmen, küme halindeki çocuklara, üstlerindeki giysilerin, duvarların, kitap kaplarının, blokları, araç-gereç ve oyuncakların vb. renklerini sorar, çocuklar söylerler. Bunlar içinden, özellikle 4-5 nesnenin rengine dikkat çeker.
Daha sonra çocuklar bir ebe seçerler. Ebe yumulur, Öğretmen ebeye, "Ali'nin kazağının rengi nedir ?" diye sorar. Ebe bilirse ebelikten kurtulur, alkışlanır. Bilinen çocuk ebe olur. Ebelik bilinceye kadar devam sürer.
"Rengi nedir?" sorusunu, öğretmen yerine herhangi bir çocuk da sorabilir. Ebe değiştikçe, soran çocuk da değişebilir. Soran çocuk da ebe gibi seçimle belirlenebilir.

9- Hangisi Yok Oyunu
Üniteye uygun birkaç nesne, varsa bir masanın üzerine ( ya da oyun alanına ) konulur. Her biri çocuklara "Bunun adı nedir ?" diye gösterilerek sorulur. Çocuklar her nesnenin adını söylerler, yinelerler.İçlerinden biri ebe seçilir, dışarı çıkarılır. Ebe dışarıdayken, nesnelerden birisi saklanır. Ebe içeri çağırılır. "Demin burada bulunan nesnelerden hangisi yok ?" diye sorulur. Bilirse ebelikten kurtulur, kurtulan çocuk, bir başka çocuğu ebe seçer. Oyun böylece sürer.

10- Ses Tanıma Oyunu
Öğretmen oyun alanına bir kaç çalgı getirir.( flüt, melodika, mandolin, bağlama, akordeon, keman… vb.)
Bu çalgıları birer birer çalarak ( adları, biçimleri ve sesleriyle ) çocuklara tanıtır. Çocukların öğrendiklerini saptadıktan sonra, bir çalgıyı alır, çalar ve çocuklara sorar "Bu ses hangi çalgının sesidir ?"… Çocuklar yanıtlarlar.
Ancak öğretmen, soru sormak için çalgıyı çalmadan önce (bir paravanın ya da kukla sahnesinin arkasına) saklanır. Çocuklar çalgıyı görmezler. Sesinden tanımaya çalışırlar.
Bu oyun daha sonra, her çocuğa ayrı ayrı sorularak da oynanmalıdır. Aynı oyun, teybe alınmış çalgı sesleriyle oynanabileceği gibi, hayvan seslerini tanıtmak amacıyla teybe alınacak hayvan sesleriyle de oynanmalıdır.

11- Ben Kimim Oyunu
Çocuklar yarım halka biçiminde otururlar. Bir ebe seçerler. Ebenin gözleri kapatılır. Öğretmenin işaret ettiği bir çocuk kalkar, gelip ebeye sorar:"Ben kimim ?" der. Ebe, soran çocuğu, sesinden tanırsa, ebelikten kurtulur, soran çocuk ebe olur. Ebe bilemezse, ebeliği sürer. Başka çocuk sorar.
Bu oyun hayvan seslerini tanıtmak amacıyla da oynanır. Soran çocuk, bir hayvan sesi çıkarır, "Ben hangi hayvanım ?" diye sorar. Öteki kurallar aynıdır.

12- Tatmadan Bul Oyunu
Öğretmen çocuklara, bir yiyeceğin tadını ve özelliklerini söyler. Bunun adını bulmalarını ister. Bulan çocuk alkışlanır. Bu oyun, çocukların tanıdıkları çeşitli yiyecekler tanımlanarak da oynanır.
Örneğin: "Sarı kabuklu, sulu, çekirdekli, tadı ekşi, çaya, çorbaya, salataya sıkılır; bunun adı nedir ?"diye sorulur. "Limon" olduğunu bilen çocuklar alkışlanır.