YAYINLAR-KITAP-DERGI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YAYINLAR-KITAP-DERGI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2011 Cuma

Çocuklar İçin Müzik ve Hareket Eğitimi : MüzikoLâj


"Müzikolaj, 2005-2010 yılları arasında bestelediğim ve okulda çocuklarla oynayarak ders süreçlerini oluşturup geliştirdiğim şarkıların sürüklediği on iki konudan oluşan bir kitap.Bu kitap 'Orff Yaklaşımı'nın bana kazandırdığı davranışlarla,masa başında değil, çocuklarla birlikte masanın altında, sandalyenin üstünde, yerlerde ve hayallerimizin peşinde yuvarlanarak yazıldı."

"Müzik kelimesiyle kolaj kelimesini birlikte kullanmak isteyişimin sebebi de Orff Yaklaşımı'yla yapılan her ders sürecini bir kolaj olarak algılayaşım ve bu algılayışın bende yarattığı özgürlük ve zenginlik duygusudur.Bir Orff dersinde her türlü yaşam alanını ve çok farklı sanatsal ve bilimsel disiplinleri kullanabiliriz.İşte Orff Yaklaşımı'nı 'şimdi ve burada'nın yaşandığı bir yaşam eğitimi yapan da budur."

Yazar: Onur EROL
Yayımlayan: Morpa Kültür Yayınları
Ek: CD

Onur EROL

16 Mart 2010 Salı

açık öğretim fakültesi dersi ilköğretimde drama e-kitap / video

buradaki linkten açıköğretim faküLtesi derslerine,  önceki yıLLarda çıkmış soruLara ve konu anlatımlarına uLaşabiLirsiniz.
EğitimLe ve dramayLa iLgiLiyseniz de yine aynı linkten “Eğitim BiLimLeri”ne tıkLayıp aLttaki imaj dosyasında konu başLıkLarını gösterdiğim konuLara uLaşmak mümkün.

dersler

Peki drama böLümünde ne mi var ? Buyrun aLttaki imaj dosyasına bakın.

drama

ve sonra da karşınıza her ne kadar rondo’nun kreması değiLse de, drama disipLininde üç ustanın “drama” sı çıkacak :))

kitapp

19 Ocak 2010 Salı

Oyun kavramı’ndan drama’ya drama’dan dramatik eğitim’e – Nurhan Tekerek

trinidat Oyun, mekanik olmayan, irrasyonel bir eylemdir. İnsanda doğal olarak var olan ve onda zevk duygusu uyandıran oyun ve oynama eylemi hayatın her alanına yansımıştır. Hayat da başı ve sonu olan, doğumdan ölüme döngüsel olarak uzanan bir oyundur aslında. Dolayısıyla oyun; kültürün
bir alt kodu değil, kültürde önce var olan, kültüre eşlik eden ve kültüre damgasını vuran verili, kendiliğinden bir yaşantıdır. Oyun’un bu niteliği, insanı tanımlayan Homo Faber, Homo Sapiens kavramlarına Homo Ludens (Oynayan İnsan) kavramının eklenmesine neden olmuştur. Oyun’un;
belli bir zaman ve mekan çerçevesinde gündelik hayatın dışına çıkarak, gerilim, denge, tartım, birbirinin yerine geçme, karşıtlık, çeşitleme, birbirine eklenme, ayrılma ve çözüm gibi özellikleri, Drama, Tiyatro ve bu sanatların kaynağını oluşturan ritüel ve mitlere de yansır. Oyun gönüllü bir eylemdir ve insanı özgürleştirir. Drama ve Tiyatro Sanatı da, estetik form açısından oyunla pek çok noktada buluştuğu gibi, insanı zenginleştiren ve uygarlaştıran bir eylemdir de. İnsanın, hayatın döngüsel ilerleyişinin bilin-
cine varmasını ve bu döngü içinde kendiyle, vicdanıyla ve diğer insanlarla yüzleşmesini sağlayarak insanı araç olmaktan kurtaran bir eylemdir. Tıpkı oyun gibi, birey ve toplum arasındaki etkileşimi sağlayan bir ifade biçimidir.

gosteri Oyun ve Drama, insanı baskı altında tutan engelleri ortadan kaldırarak, yaratıcılığı ve düş gücünü ateşler. Böylece insan kendine özgü ve farklı olduğu bilincine erişir. Farklılıklar bir araya gelerek daha zengin, insancıl ve uygar bir toplumu oluşturur. Böylesine anlamlı bir işlevi olan ve içinde oyunu barındıran drama ve tiyatro sanatından eğitim alanında da yararlanılmaktadır, yararlanılmadır da. Çağımızın mekanikleşen, araçsallaşan ve yabancılaşan insanına alternatif ancak bu yolla oluşturulabilir. Bireyi körleştiren, geleneksel, kalıplaşmış değerler, engeller ve dayatmalarla dolu bir hayat biçimine karşı çıkmanın, daha insancıl bir hayatta, daha barışçıl bir dünyada yaşayabilmenin yolu, yaratıcı, özgür, duyarlı, insan olduğunun bilincine varmış bireylere sahip olmaktan geçmektedir. Bu yüzden Eğitimde Drama, Yaratıcı Drama, Eğitimde Tiyatro, Oyun, Eğitsel Drama gibi farklı isimlerle eğitim programlarında yer alan Dramatik Eğitim ve Drama, hem bir öğretme yöntemi, hem de kişinin özgüven, özbilinç,
özdisiplin geliştirmesi ve özgürleşerek kendini ifade edebilmesi yolunda kullanılmaktadır

Doç. Dr. Nurhan TEKEREK
Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi / Bursa

yazının tamamını pdf uzantıLı oLarak buRadan indirebiLirsiniz.

5 Kasım 2009 Perşembe

Psikodrama 400 Isınma Oyunu & Yardımcı Teknik

psikodrama-400-isinma-oyunu-ve-yardimci-teknik-deniz-altinay

 

( Tanıtım BüLteninden )

Psikodrama Grup Psikoterapisi dünyada psikoterapi, eğitim, iş dünyası ve tiyatro uygulamalarında geniş olarak kullanılan bir felsefe, kuram, yöntem ve teknikler bütünüdür. Elinizdeki kitabın yeni basımları yapılırken önemli eklemelerle zenginleşerek psikodrama içinde kullanılan 400 ısınma oyunu ve yardımcı tekniğe yer verilmiştir.

Grup terapistleri, çocuk ile çalışan uzmanlar, oyun terapistleri, psikolojik danışmanlar bu tekniklerden yaygın olarak yararlanmakta, eğitim uzmanları okullarda ve şirketlerde ısınma çalışmaları için bu oyunlara başvurmaktadırlar. Yaşayarak öğrenmenin hedeflendiği eylem metotları ile yapılan tüm çalışmalarda yararlanılabilecek olan bu oyunlar yuva eğitmenlerine de yararlı olabilir.

Son olarak, psikodramatistlerin bir el kitabı niteliğinde olan bu çalışmanın grup psikoterapisi alanında önemli boşluğu doldurduğu inancındayız.

altinaydeniz 

Deniz Altınay

Uzm.Psk.Dns. Deniz ALtınay

Istanbul Psikodrama Enstitüsü Başkanı

Psikodramatist

Sistem Yayıncılık

7 Haziran 2009 Pazar

İlköğretim Derslerinde Yaratıcı Drama Uygulamaları / aLi kırkar – niLay yıLmaz

Kitabın YazarLarı: Meltem Ceylan Alibeyoğlu, Birsen Kılıçaslan, Ali Kırkar, Nilay Yılmaz

Yayınevi: Çınar Yayınları

ilkogretimderslerinde

İlköğretim Derslerinde Yaratıcı Drama Uygulamaları, yaratıcı dramayı bir öğretim yöntemi olarak kullanan, her bölümü belirli bir öğrenme alanına yönelik ortak bir çalışmadır. K itap ta, Yaratıcı Okuma, Türkçe-Edebiyat, Metin Odaklı Sorun Çözme, Yabancı Dil, Matematik, Fen Bilgisi ve Hayat Bilgisi derslerindeki çeşitli konular yaratıcı drama yöntemi kullanılarak yapılandırılmış ve örnek uygulamalar 7-16 yaş arası öğrenciler göz önüne alınarak hazırlanmıştır.
İlköğretim Derslerinde Yaratıcı Drama Uygulamaları’nın derslerin yanı sıra eğitsel kol ve kulüp etkinliklerinde de kullanılabilecek örnek çalışmaları ile okullarda yaratıcı dramayı bir öğretim yöntemi olarak kullanan ya da kullanmak isteyen eğitimcilere yeni ufuklar açacağını umuyoruz...

(Arka Kapaktan)

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

 

11

aLı KıRKaR

ALI KIRKAR

eğitimci – sanat yönetmeni

doğum yeri / yılı : ödemiş (izmir), 1968

-------------
öğrenim bilgileri

1975 - 1986: ilk ve orta öğrenim, ödemiş – izmir

1986 - 1990: dicle üniversitesi, eğitim fakültesi - türk dili ve edebiyatı öğretmenliği bölümü

1988 - 1991: devlet tiyatroları “gençlik birimi” oyunculuk eğitimi

2005 - ... : t.c. beykent üniversitesi, iletişim fakültesi sinema – tv bölümü yüksek lisans programı (tez aşaması)

----------------
iş deneyimi bilgileri

2006 - … : t.c. galatasaray üniversitesi - galatasaray lisesi edebiyat öğretmeni olarak çalışmakta

2003 – 2005: istanbul bilgi üniversitesi türk dili bölümü’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi

2004 -2006: t.e.v. özel inanç lisesi’nde* kültür/sanat etkinlikleri danışmanı (*üstün yetenekli ve üstün zekalı öğrenciler için özel amaçlı okul)

1995 -2006: beşiktaş atatürk anadolu lisesi türk dili ve edebiyatı öğretmeni

----------------
alan çalişmalari ve sanatsal çalişmalar

2007 - …: ‘tiyatro karşı kıyı’ topluluğunun kurucusu (2000) ve sanat yönetmeni.

çağdaş drama derneği istanbul şubesi yönetim kurulu başkanı

mitos yayınevi, gençlik oyunu yazma yarışması jüri üyesi

assitej türkiye üyesi (uluslararası gençlik tiyatroları birliği)

tiyatro karşı kıyı- ‘yaşam sanatı- brecht şiirleri’ (yönetmen)

tiyatro gazetesi, www.tiyatrom.com, birgün gazetesi, birgün kitap eki, virgül dergisi vb. yayın organlarında yazar-eleştirmen.

2006: ispanya (madrid), “yaratıcı drama yöntemiyle gençlik sorunlarına yaklaşım” (atölye lideri)

tiyatro karşı kıyı- savaş baba (yönetmen)

i.uluslararsı eskişehir gençlik tiyatroları şenliği (panelist- atölye lideri)

2005: romanya (braşov), “yaratıcı drama yöntemiyle gençlik sorunlarına yaklaşım” (atölye lideri).

çağdaş drama derneği uluslararası drama seminerleri

2003: kültür olimpiyatları (yunanistan), gençlik tiyatroları bölümü açılış oyunu (yönetmen)

tiyatro karşı kıyı- kaymaklı dondurma rengindeki güzelim elbise (yönetmen)

1998 – 2000: istanbul devlet tiyatrosu’nun değişik yapımlarında konuk oyuncu

1995 - …: baaloy ve atç, igtd vb. oluşumlarda tiyatro eğitmeni ve yönetmen


ödüller

2006: tifes 2006 - en iyi oyun ödülü (yönetmen)

2005: terakki vakfı gençlik tiyatroları festivali en iyi topluluk ödülü (yönetmen)

2004: terakki vakfı gençlik tiyatroları festivali en iyi topluluk ödülü (yönetmen)

2003: kadir has üniversitesi gençlik tiyatroları festivali en iyi oyun ödülü (yönetmen)

terakki vakfı gençlik tiyatroları festivali en iyi topluluk ödülü (yönetmen)

( Kaynak )

niLay yıLmaz

niLayYıLmaz

6 Haziran 2009 Cumartesi

Altı Şapkalı Düşünme Tekniği

Edward De Bono'nun 1985'te yayınlanan kitabıdır. İngilizce adı Six Thinking Hats 'tir.

Yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmede kullanılan grup tartışması bir tekniktir. Eleştirsel ve çok yönlü düşünmeyi sağlar. Konunun dağılmasını önler. Öğrencileri farklı durumlar hakkında farklı şekilde düşünmeye teşvik eder. Hem çok kolay hem de çok güçlü bir tekniktir. 6 değişik renklerde şapka ve anlamlarını temsil eden düşünceler bulunmaktadır.

Kitabın Adı: Altı Şapkalı Düşünme Tekniği
Kitabın Yazarı: Edward DE BONA  Çeviren : Ercan TUZCULAR
Yayınevi ve Adresi: Remzi Kitabevi Cağaloğlu/İST.
Basım Yılı: 1997

6sapka KİTABIN ÖZETİ :  Yaratıcı düşünme tekniklerinin doğrudan öğretimi konusunda uluslar arası bir otorite olan yazar, insanlar faydalansın diye düşünme teknikleri üretmiştir. Aslında burada açıklanan her şeyi bilmekteyiz ama bunları bir teknik olarak uygulamaktan kaçınmakta, ya da yanlış uygulamaktayız. Öncelikle şunu bilmeliyiz: Bir düşünür gibi davranırsak; gerçekten bir düşünür olur çıkarız.

Yazar, altı şapkalı düşünme tekniğini kısaca şu şekilde anlatmaktadır.

Beyaz şapka : Beyaz; tarafsız ve objektiftir. Bu şapka objektif olgular ve rakamlarla ilgilidir. Beyaz şapkaca düşünmenin amacı pratik olmaktır.

Kırmızı şapka : Kırmızı; öfke, tutku ve duyguyu çağrıştırır. Duygusal bir bakış açısı verir. Amacı arka planda yer alan duygusal algılama biçimini görünür kılmaktır.

Siyah şapka : Siyah; karamsar, olumsuz ve kötümserdir. Bir şeyin niçin yapılmayacağını görür. Eleştirme şapkasıdır, ancak bir tartışmada taraf tutmak anlamına gelmez. Düşünme yöntemindeki hatalara işaret edebilir.

Sarı şapka : Sarı; güneş gibi aydınlık ve olumludur. İyimser, umutlu ve olumlu düşünme ile ilgilidir. Bu düşünüş, değerli ve yararlı olan şeyleri araştırır ve mantıklı destekler arar. Yapıcı ve üreticidir, somut teklifler ve öneriler ortaya çıkar.

Yeşil şapka : Yeşil; bereket ve verimli büyüme demektir. Yaratıcılık ve yeni fikirlerle ilgilidir. Bu şapkayı takan yaratıcı düşünmenin kavramlarını kullanır.

Mavi şapka : Mavi; serinkanlılığı temsil eder ve her şeyin üstündeki göğün rengidir. Düşünme sürecinin düzenlenmesi ve kontrolü ile uğraşır, mavi şapka düşünürü orkestra şefi gibidir.

Şapkalar işlevleriyle değil renkleriyle tanımlanır,bunun iyi bir gerekçesi vardır. Eğer bir kişiden bir konu hakkındaki duygusal tepkilerini ortaya koymasını isterseniz, ondan dürüst bir cevap almanız hemen hemen olanaksızdır. Çünkü insanlar duygusal olmanın yanlış bir şey olduğunu düşünürler. Ancak "kırmızı şapka" terimi tarafsızdır. Birisinden bir süre için "Siyah şapkasını çıkarmasını istemek", ondan "Bu kadar olumsuz olmayı bırakmasını" istemekten daha kolaydır. Renklerin tarafsızlığı,şapkaların sıkıntı duymadan kullanılmalarını sağlar. Düşünme faaliyeti tasvip edilmeme ya da kınanma tehlikeleri olmayan kuralları tanımlanmış bir oyun haline gelir. Şapkalara doğrudan göndermelerde bulunur.

Altı şapkalı düşünme kavramının iki ana amacı vardır. İlk amacı düşünürün her seferinde sadece bir şeyle uğraşmasını sağlayarak düşünme faaliyetini sadeleştirmektir. Altı şapkalı düşünme tekniği ile düşünür duyguların, mantığın, bilginin, umut ve yaratıcılığın hepsine aynı anda dikkat etmek yerine onlarla ayrı ayrı ilgilenebilme olanağına sahiptir.

İkinci ana amacı; gerekli düşünme biçimlerine istenildiği anda geçiş yapmayı sağlamaktır. Düşünme şapkalarının bir tür kısaltılmış talimatlar olduğu söylenebilir.

Altı şapkalı düşünme kavramından en fazla yararın sağlanabilmesi için herkesin oyunun kuralları hakkında bilgi sahibi olması gerektiği açıkça ortadadır. Altı şapkalı düşünme kavramı, ancak insanlar arasında bir tür ortak dil haline geldiğinde verimli olacaktır.

Yazar, kitabında düşünmenin en büyük düşmanının karmaşıklık olduğunu ifade eder. Zira karmaşıklık karışıklığa yol açar. Berrak ve sade olduğunda düşünme daha zevkli ve daha etkili bir hale gelir.

kitap özeti kaynak

- - - - - - - - - - - - - - - -

konuyLa iLgiLi faydaLı biLgiLerin oLduğu bir ppt sLaytını buRadan indirebiLirsiniz.

- - - - - - - - - - - - - -

bu arada ekşi sözlükte konuyla ilgili faydalı olacağına inandığım bilgiler/yorumLar var. ŞöyLe aLayım sizi…

- - - - - - - - - - - - -

Altı şapkalı düşünme tekniğinin ana amacı: (kaynak)
düşünme sürecine odaklanıp geliştirmek
yaratıcılığı cesaretlendirmek, paralel ve lateral düşünme
iletişimi iyileştirme
karar verme sürecini hızlandırma
tartışmalardan kaçınma

sanal_tartisma_senaryosu

- - - - - - - - - - - -

1 Mayıs 2009 Cuma

EĞİTİM-ÖĞRETİMDE YAŞAYARAK ÖĞRENME YÖNTEMİ VE ESTETİK SÜREÇ OLARAK YARATICI DRAMA

EĞİTİM-ÖĞRETİMDE YAŞAYARAK ÖĞRENME YÖNTEMİ VE ESTETİK SÜREÇ OLARAK YARATICI DRAMA
( MakaLe özeti )
Prof Dr. İnci SAN

Eğitimin yüklendiği sorumluluk ve görevler arasında, bireyleri “yaratıcı ve üretken kılma” giderek daha önemli bir yer tutmaktadır. Toplumsal gelişim ve değişimlerden etkilenen eğitim sistemleri de, yenileme ve uyum çabalarına “eğitimde nitelik geliştirme” yoluyla çareler aramaktadır.
1900’lerin başında Almanya’da “kültürel çöküş ve insanın kendine yabancılaşması” olgusuna karşı en başta güzel sanatlar, edebiyat ve yaratıcı etkinlikler yoluyla, estetik zevkin eğitimine gerekli önemin verilmesine ve estetik eğitimine öğretimin öz alanlarından biri olarak yönelindiğine tanık oluyoruz. ( San, 1983, s.63-64). 1900’de Paris’te 1904’te Bern’de, 1908’de Londra’da ve 1912’de Dresden’de toplanan uluslar arası sanat eğitimi kongrelerinde örgün eğitim içindeki estetik eğitiminin iyileştirilmesi için ortak çözümler aranmıştı.
Almanya’da Konrad Lange daha 1900’lerde “çocuğun estetik haz alma yetisinin eğitilmesi” üzerinde duruyor ve şu öncülleri ortaya koyuyordu:
1-Resim dersi her okulun ana derslerindendir.
2-Her öğrenci, doğayı ve kendi çevresindeki nesneleri biçim ve renkleriyle kendi başına gözlemlemeyi ve gözlemlerini açık seçik ortaya koymayı ( çizerek, resmederek) öğrenmelidir.
3-Her öğretmen resim çizebilmeli ve geliştirmiş olduğu sanat görüşü yanında, güçlü sanatsal ilgileri de bulunmalıdır.
İngiltere’deki eğitimde nitelik geliştirme arayışlarının Almanya’daki gibi estetik eğitim boyutuyla çözülmeye çalışılması William Morris (1834-1896)’lara dayanır. Yüzyıl başında hala çok tutucu fikirler üretilirken bir yandan da özellikle ilkokullardaki öğretim uygulamalarına yönelik önerileri kapsayan Eğitim Yönetim Kurulu’nun El Kitabı’nın önsözünde, “her öğretmenin kendine özgü bir öğretim yöntemi uygulaması gerektiği, uygulamalarda aynılığın en son istenen şey olduğu vurgulanması” yaklaşımını bir öğretmen tipine ilk öneri gibi görmemiz mümkündür. Bunun bir sonucu olarak İngiltere’de 1911’lerde okullara drama uygulamalarının girdiğini görüyoruz.
1977 yılında İngiltere’de yayınlanan bir eğitim raporunda, genel eğitimde öğrenciye deneyim kazandıran, birbirine eşdeğer başlıca disiplinler arasında “Estetik ve Yaratıcı Alan”ın da olması dikkat çekicidir. Güzel sanatlar eğitiminin ve özellikle dramanın, çocuk ve ergenin okul ve toplum içindeki ahlaksal, kültürel, zihinsel, dilsel ve fiziksel gelişimlerini hızlandırdığı; öğrencileri, ileride yetişkin olarak yer alacakları yaşamdaki olanak ve fırsatlara, sorumluluklara, deneyimlere hazırladığı göz ardı edilmemelidir.
1990’da İngiltere’de eğitimde yeni arayışlar kapsamında eğitimde güzel sanatların yeri tartışılmıştır. Eğitimde yer alacak güzel sanat dalları/türleri başlıca şöyle belirlenmiştir: görsel ve plastik sanatlar, sessel sanatlar, devinimsel, sözel ve dramatik sanatlar. Dramatik çalışmaların tüm ders programı ünitelerinde kullanılabileceği önemle vurgulanmış ve özellikle yaratıcı dramanın özünde çocuk oyunlarından çıktığı, çocuk ve ergende doğal bir form olduğu ve yaratıcılığı bu doğal yoldan geliştirdiğine dikkat çekilmiştir.( Davies, s.8)
Drama çalışmaları sürecinde genellikle dört tip uygulama yer alır
1.Isınma Çalışmaları: Bu uygulamalar oldukça kesin kurallarla belirlenmiş olup, grup yönlendiricisi ( drama öğretmeni ) tarafından yürütülür.
2.Oynama: Belirlenmiş kurallar içinde özgürce oyun kurma ve bu oyunları geliştirme çalışmaları
3.Doğaçlama Çalışmaları: Daha az kesin olarak belirlenmiş bir süreç olup saptanan bir konu ya da temadan çıkılmaktadır ya da saptanmış bir hedefe doğru gelişmektedir.
4.Oluşumlar: Bu süreç özellikle hiç belirlenmemiş bir çıkış noktasından hareket etmektedir. Sürecin nasıl gelişeceği ve nereye varılacağı önceden belirsizdir.
Eğitimde drama açısından karakteristik olan, oyun yöneticisinin ya da drama öğretmeninin kişiliğidir. Çocuğun oyun oynama yetisinin korunarak ya da yeniden ortaya çıkarılarak ve geliştirilerek, üzerinde düşünülüp tartışılan ve sorumluluk duyulan bir oynamaya dönüştürülmesi için pedagojik formasyonu olan bir kişiye gereksinme vardır. Bu kişinin aynı zamanda ısınma çalışmaları, oynama, doğaçlama ve oluşumları, gösterime hazırlamayı, danışma, görüşme ve bilgi edinmeyi, oyun grubunun alıştırmalarını yürütmeyi ve en sonunda bu tür çalışmaları grupla birlikte geliştirmeyi öğrenmiş olması gereklidir.
Eğitimde drama ya da diğer adıyla oyun eğitbilimi alanı üzerinde bilimsel çalışmalar yapılması ve bir yüksek öğrenim bilim dalı olması bakımından oldukça yeni bir alandır.
Türkiye’de sanat ve drama’nın eğitim sürecine dahil olma süreci Cumhuriyet dönemine denk düşüyor.
İsmail Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı Tonguç, Satı Bey, Mustafa Necati gibi eğitimci / sanatçı düşünürlerimiz bu fikirleri destekleyip uygulamaya geçirmeyi başarmışlardır. Kazım Karabekir Paşa’nın 1910’lu yıllarda okul oyunları yazması ve bu oyunların şarkılarını da yazıp bestelemesi sanat eğitimi tarihimiz açısından ilginçtir. Bu anlamda Köy Enstitülerindeki sanat etkinliklerini de (resim, müzik ve tiyatro ) unutmamak gerekiyor.

Sonuç
Görülmektedir ki, tüm ilerici eğitim arayışlarında, kişisel bağımsızlığı eğitim içinde sanatlarla güçlendirilebileceği düşünüşü temel alınmaktadır. Güzel sanatlar eğitiminin en çağdaş biçiminin tümel bir sanat eğitimi olduğu ve olanaklar elverdiğince en yeni sanat biçimlerine de yer verilmesi gerekliliği kabul görmektedir.
Bizim eğitim dizgemizde ise güzel sanatlar eğitimi resim ve müzik dersleriyle sınırlı kalmaktadır. Drama ve dans gibi alanlar henüz okullarımıza girmemiştir.
Neler yapmalıyız? En başta eğitimde drama, gerek bir sanatsal alan gerekse bir eğitim-öğretim yöntemi olarak tüm öğretmenlere tanıtılmalıdır. Tüm öğretmen yetiştiren yüksek okul ve fakültelerde drama dersi zorunlu bir ders olarak konmalıdır.



San, İnci (2006). Ömer Adıgüzel (Editör). Yaratıcı Drama: Yazılar (s.103-112). Ankara, Natürel Yayıncılık.

SANATTA YARATICILIK, OYUN, DRAMA

SANATTA YARATICILIK, OYUN, DRAMA
( MakaLe özeti )
Prof Dr. İnci SAN

I-Yaratıcılık Tanımı ve Sanatsal Yaratmaya Örnekler
Yaratıcılık kavramı en çok “güzel sanatlar alanındaki yaratıcılık” için kullanılmıştır. Yaratıcılık, “daha önceden kurulmamış ilişkiler arasındaki ilintileri kurabilme, böylece yeni bir düşünü şeması içinde, yeni yaşantılar, deneyimler, yeni ve özgün düşünceler ve yeni ürünler ortaya koyabilme yetisidir.” Bir diğer tanım ise; “her düzeyde var olan ve insan yaşamının her bölümünde kendini gösterebilen bir yeti, gündelik yaşamdan bilimsel çalışmalara dek uzanan, sanatsal alanda başyapıtların çıkmasına neden olan süreçler bütünü ve ayrıcı bir tutum ve davranış biçimidir.” Bu anlamda aklımıza gelebilecek isimler Einstein, Picasso, Feininger, Braquue ve Mondrian’dır.

II- Tüm Beyinsel Yaratıcılık
Yaratıcılığın ta Antik Yunan’dan beri beyinsel bir güç olduğu bilinmektedir. Ned Hermann, işlevler açısından beyni dört çeyrek küreye bölüyor, her bölümde ayrı, özelleşmiş alanlar olduğunu, her birinin kendine özgün ve özel bir dili, algılayışı, değerleri, yetileri ve bilme-tanıma yolları olduğunu belirtiyordu. Sol beyin bölümünde mantıksal, çözümleyici, nicel olgulara dayalı, planlı, örgütlü ayrıntılı ve ardışık düşünme biçimleri yer almaktadır. Bu düşünme biçimleri için bilimsel düşünme biçimleri diyebiliriz. Sağ beyin bölümünde ise coşkusal, kişilerarası, duygulara dayalı, devinimsel-duyusal (kinestetik), gizemli, sezgisel, sentezci, bütünsel ve birleştirici düşünme biçimleri rol oynamaktadır. Bu düşünme biçimlerine sanatsal düşünme biçimleri denebilir.

III- Yaratıcılık Sürecinde Aşamalar
Graham Walls tarafından saptanmış yaratıcılık aşamaları şunlardır:
1-Hazırlık Aşaması
2-Kuluçka Aşaması
3-Aydınlanma Aşaması
4-Gerçekleme ya da Doğrulama Aşaması




Hermann’ın savı, yaratıcılığın kaynağının beyin olduğu ve yalnızca bir bölümünün değil, beynin tümünün yaratıcılığa kaynaklık ettiğidir. Hermann’a göre yaratıcılık aşamaları şöyledir:
1)Hazırlık döneminde sorun, gereksinim ya da gerçekleştirilmek istenen şey saptanır. Beynimizin sol yarı küresinde olguların çözümlenmesi, süreçlerin belirlenmesi oluşur.
2)Kuluçka aşamasında sorundan çıkarak geriye gidiler. Sorun zihnin irdelenmesine, incelemesine bırakılır. Bu esnada, dalgın düşünme, bilinçaltı ve duyumsal algılama gibi yetiler çalışır.
3)Aydınlanma aşamasında düşünüler yaratıcılığa bir temel oluşturmak üzere zihinden doğarlar. Beynin sağ üst çeyreği devrededir.
4)Gerçekleme-doğrulama aşaması, aydınlanma aşamasında ortaya çıkan ne ise, onun gereksinmelerini karşılayıp karşılayamayacağını, hazırlık aşmasında saptanmış ölçütlere uyup uymayacağının anlaşılması için yapılan bir dizi etkinliktir. Beynin sol yarı küresi devrededir.

IV. Sanatsal Yaratma Sürecine Bir Örnek
Her sanat ürünü, bir ya da birden çok imge taşır. Öznel gerçekliğin nesnel bir yansımasıdır, bir formdur, şiirsel anlatıma sahip bir mecaz’dır. Bu yönüyle sanat, yaratıcılıkta diğer alanlardan ayrılır.



Picasso’nun “Guernica” duvar resminin tüm yaratılış aşamalarını izlemek olanaklıdır. Zira Guernica, mecazi anlatımın en güzel örneklerindendir. Picasso, duvar resmine 1937’de İspanya’nın Bask eyaletindeki Guernica kasabasının faşistlerce bombalanarak tüm sivil halkıyla yok edilmesinden etkilenerek başlamıştı. Bombardımandan hemen iki gün sonra ilk eskizini çizdi.


1 Mayıs 1937: Eskiz eserin en sonunda alacağı ayrıntılı mecazi yapısında da ortaya çıkacak genel kavramın ana çizgilerini ortaya koymaktadır.

2 Mayıs 1937: At başıyla ilgili çalışmaları yapmıştır. Bu insanın dostundan yükselen mecazi bir haykırıştır. Zira sanatçının zihninde at, insanın dostu olduğunu simgeleyen bir genel imgesidir.

8 Mayıs 1937: At ile ilgili mecaz, değişikliğe uğramış, ayrıca bir çocuk taşıyan ve kalkmaya çabalayan bir kadın mecazı geliştirilmiştir. Mecazi anlamı, “kendi yaşamını kurtarma”dır. Bu mecazın daha sonra boğaya yakaran kadın figürü ile atın sağında, çabalayan, kalkmaya uğraşan kadın figürü olarak iki mecaz halinde karşımıza çıktığını izlemekteyiz.

9 Mayıs 1937: Elinde bir merdiven üzerinde sendeleyen bir kadın figürü eklemiştir. Burada Picasso, “ölüm rüzgarıyla sarsılan yaşam” kavramını ifade etmek için mecaz arıyor gibi görünmektedir.
Uygun mecazlar bulma süreci, tüm yapıyı etkili bir organik çizim ve biçimleme haline gelinceye dek sürmüştür.
Gazete yapraklarına dönüşmekte olan at, belki de böylesine tam bir “kitle halinde öldürme”den geriye kalandır. Kitle ölümü ve onun dehşetini anlatacak tek bir canlı kalmıştır ama bu öldürme olayı hakkında insanlar, ikinci elden, yani basından duyacağı haber ve söylentilerden bilgi edineceklerdir.
Guernica’daki mecazların çoğunun temelinde İspanyol kültürü vardır. Boğanın “mecazi” kullanılışı ilginçtir. Vahşeti temsil eden boğa, aynı zamanda resmin tüm bağlamı içinde, yazgının da simgesi olarak görünmektedir. İspanyol kültür geleneğine göre, boğa, boğa güreşlerinde yenilen’dir. Resimdeki boğa cüretlidir ama onun vahşi zaferi, geçici olsa gerektir.
Yaratıcılık aşamaları açısından baktığımızda Picasso, ilk eskizde ortaya çıkan ana düşünü bize üçüncü aydınlanma aşamasında anımsatıyor. Hazırlık dönemi, eskizlerin oluşması sürecinde kendini gösteriyor. Eskizlerin her biri, bir tür doğrulama, iletinin tam olarak ortaya çıkıp çıkmayacağının kanıtlamaya çalışıldığı aşamalar olarak ortaya çıkıyor. Bizi bu eserin etkilemesi, “mecazi” yapısındaki, kuruluşundan ileri gelmektedir. Sanatçının yaşamı yok etme hareketi olarak beliren bir olaya karşı tepkisinin şairce betimlenmesidir. Mecazlar çarpıcıdır. Mecazların özgünlüğünde ve onların tuhaf biçimleri ve kıvrılıp bükülmeleri karşısında sarsılıyoruz.
Yinelemek gerekirse, sanatsal yaratma, yeni bir ürün ve bu üründeki yepyeni imgelerin ya da mecazların doğuşu demektir.

V- Oyun-Drama-Eğitim İlişkileri
Kişiye, onun “şey”ler hakkında anlamlar geliştirmesine yardımcı olmak; onu bir şeyleri bilmeye, beceri kazanmaya başlatmak, onun kişisel deneyimlerle öğrenmesini örgütlemek, beyinsel alabilirliğini genişletmek, eğitimin temel misyonudur. “Çocuğun psiko-sosyal gelişiminin aynası olan, gelişim dönemleri boyunca ilerleyen, gerçek durumlarla başa çıkmak için yeni modeller yaratan” oyunla ve drama yoluyla eğitimin bu misyonu etkin bir şekilde gerçekleştirilir. Eğitimde drama, bir disiplin ve yöntem olarak oyun’un gücünü eğitme eylemine sokan pedagojik bir uzmanlık alanıdır. Eğitimde drama süreçleri ile oyun’un nitelikleri arasında epey benzerlik olması gerçeğinden yola çıkarak yaratıcı dramanın oyunsu karakteri ve yaratıcı edimlere, yaratıcılık süreçlerine tam uygunluğu, onun eğitimde kullanılmasının gerekliliğine bir açıklama ve gerekçedir.

VI. Bir Drama Uygulaması
Hazırlık:
*Derin bir soluk alıp gözlerinizi kapatıp ortaokul-lise çağlarınıza dönmeye çalışınız
Canlandırma:
*Şimdi önünüzde bir sandık var ve içinde eski giysileriniz, tam da okul yıllarınızdan giysileriniz bulunmakta. Sizin için anlam taşıyan bir giyside dikkatinizi odaklaştırınız. ( 5-6 dakika sonra) Gözlerinizi açabilirsiniz.
*Şimdi kim kendi giysisini tanımlamak, anlatmak ister?
Değerlendirme:
Bu uygulama sonunda kendi giysisini anlatmak isteyen üç kişiye söz verilebildi. Birincinin giysisi bir okul önlüğüydü. Katılımcı bu önlük içinde o dönemde kendini çok beğendiğini, özellikle öğretmenlerinden gelen bir ilgiyle karşılandığını, okulda da, belki de bunun için çok başarılı olduğunu anımsamıştı. İkinci söz alan dinleyici, kendi diktiği bir elbiseyi anımsamış, onu hayalinde giymiş ve mutlu olmuştu. Üçüncü dinleyici, Köy Enstitüsü yıllarına dönmüş, o giysinin bir bakıma Köy Enstitü’lü olma bilinciyle özdeş olduğunu anımsamış ve bunu yeniden yaşamıştı.
Burada oluşan süreçler şunlardı; Kendini keşfetme, imgelerle düşünebilme, duyusal algıları anımsama, algılarla duyulardan görsel yaşantılar kazanma, zenginleşme, yaşantı ve mecazlar, gerçekmiş gibi anımsama.
Bu uygulamadaki “sandık”, bir mecaz, bir iğretilemedir. Katılanların yaşamlarının bir bölümünü simgeler. Simgeler arasında kurulan ilintiler ve buna dayalı olarak geliştirilen imgeler o anda yaratılmışlardır, yaratıcı süreçler en azından zihinsel temelde yaşanmıştır.

VII: Sonsöz
Eğitim sisteminde yeni bir düzenleme şarttır. Bu düzenleme, tüm beyinsel yaratıcılık süreçlerini bilmeyi, bu süreçleri eş zamanlı ve birbiriyle bağlantılı ilintiler içinde yaratmayı hedef almalıdır.

San, İnci (2006). Ömer Adıgüzel (Editör). Yaratıcı Drama: Yazılar (s.169-195). Ankara, Natürel Yayıncılık.

EĞİTİMDE YARATICI DRAMA

EĞİTİMDE YARATICI DRAMA
( MakaLe özeti )
Prof. Dr. İnci SAN

Drama kavramının tam bir Türkçe karşılığı bulunmamaktadır. Yunanca “dran” ( yapmak, etmek, eylemek)’dan türetilmiştir. Drama ise eylem anlamını taşıyan, yine Yunanca “Dramenon”un seyirlik olarak benzetmecisi biçiminde kullanımıdır. Yaratıcı drama (creative drama) kavramı daha çok ABD’de kullanılmaktadır. Yaratıcı dramanın eğitim süreçleri içinde kullanımı bakımından en deneyimli ülkesi İngiltere’de ise daha çok “eğitimde drama” ( drama in education) kavramı kullanılmaktadır.

Niçin Yaratıcı Drama
Eğitimcilerin asıl görevi, çocukların ve ergenlerin dünyayı anlayabilmeleri yönünde, onların çevreleri ile başkaları ve kendileriyle etkileşim ve iletişime girmeleri için olanaklar hazırlamaktır. Ancak, günümüzde okulda ve evde çocuklara bu bakımdan sağlanan olanaklar kısıtlıdır. Yaratıcı drama, yukarıda sayılan yeti ve değerlerin öğrenme süreçlerine katılmasını olanaklı kılmaktadır. Drama çalışmaları grup etkinlikleri biçiminde ve yaşayarak öğrenmeyi olanaklı kıldığı için doğasında etkileşim vardır. Bu da, kaçınılmaz olarak “toplumsallaşma”yı getirmektedir.
Yaşamda ve oyunlardaki temel yapıların benzeşmesi, oyundaki etkileşim ile toplumsal gerçeklikteki etkileşimin de temel yapılarının benzer olması, oyun’un eğitimde kullanılmasına başlıca etmen olmuştur. Ancak gelenekselleşmiş çocuk oyunlarının, ritüellerin tutucu yanı, yaratıcı drama’da yer almaz. Yaratıcı drama’da etkinlikler hem yaşam durumlarına bir hazırlık hem de iyileştirici yönler taşımaktadır.

Kısa Tarihçe
20. yy.ın başında sınıfta uygulanan ilk drama dersleri ile ilgili olarak, Harriet Finlay-Johnson’ın adı geçer. Bu sırada drama in education’ın kuramsal temelleri atılıyor, pek çok yayın yapılıyordu. Drama, bir öğrenme süreci olarak Finlay-Johnson’ın çok doğru olarak anladığı biçimde, gelişimine başladı; ancak sonraki elli altmış yıl içinde o kadar iyi değerlendirilemedi. Drama olgusu, okul temsillerine, retorik çalışmalarına, toplu halde konuşmaların sergilendiği müsamerelere dönüştü. Ancak 1960’larda, Dorothay Heatheote ile drama yine asıl olması gereken biçimini bulmaya başladı. 1960’larda da Brain Way sınıfta dramaya duyusal yaşantıları ekledi. Ayrıca Way’in getirdiği yeni parola “bireyin bireyselliğinin” ön plana çıkarılmasıydı. 1970’lerde Dorothy Heathcote drama’yı yeniden tanımlamaya girişti ve drama ile eğitim arasındaki ilişkileri yeni baştan irdeledi. Böylece, öğrencilerde gerçek yaşantılar yaşatma dönemi de başlamış oldu.

Yaratıcı Drama’nın Diğer Kimi Özellikleri
Norman’a göre ; “Drama etkinliği, drama yaşantısının somut olarak duyumsanmasıyla kişinin evrensel, toplumsal, moral, etik ve soyut kavramları anlamlandırmasıdır. Yani, kavramsal dünya ile gerçek dünya ikilisinin dramada özetlenmesi vardır.” Drama zihinsel bir durumdur. Bu da dramanın bir soyutlama olduğunu açıkça gösterir.

Yaratıcı Drama’nın Getirdiği Diğer Boyutlar
Edilgenlik yerine katılımcı olma, bağımlılık yerine bağımsız olma ve karar verebilme, yetkinleşme, demokratikleşme yaratıcı dramanın kazandırabileceği diğer niteliklerdir. Burada oyun ya da drama’nın yönlendiricisinin önemine de değinmek gerekir. Grup dinamiğinin ayarlanması, zamanında bazı durumlara müdahale edilerek akışın değiştirilebilmesi, anında yepyeni durumlar yaratabilmesi oyun yöneticisinin taşıma gerekli niteliklerdir. Drama yöneticisi hem oyuncu, hem pedagog hem de biraz psikologdur.
Eğitimde drama, bunun dışında başlıca şu alanlarda da başvuruları değerli kaynaktır: Tiyatro oyuncusu yetiştirmede, çocuk ve ergenlerin özgür zaman etkinliğinde, suçlularla, alkol bağımlılarıyla, hastanelerde, engellilerle, vb…

Yaratıcı Drama Çalışmasının Aşamaları
1.Kendini tanıma ( bedensel ve psişik açıdan) karşısındakini tanıma
2.Karşılıklı iletişim
3.Karşılıklı iletişimin giderek ikili iletişimden
a.Daha çok kişili iletişim ve etkileşime geçmesi ( retorik etkileşim)
b.Roller üstlenme ( öyleymiş gibi yapma – make believe play)
4.Tiyatro denilebilen aşama – gösterim aşaması – oyunculardan izleyiciye doğru…
5.Tüm bu aşamaların ardından oyun, roller, yaşantılar, canlandırılan kişilikler ve konunun irdelenmesi üzerinde yapılan tartışmalar

Sonuç
Drama’daki öğrenme, bir tür yeniden yapılanmadır. Öğrencilerin, çocuk ya da genç, öğrendiklerini, bilgilerini yeni bir bakış açısından değerlendirmesidir. Kazanılmış kavramların irdelenmesi, bu kavramlara yeni anlamlar yüklenmesi söz konusudur. Deneyim ve yaşantılar yeniden gözden geçirilir. Tüm süreçler doğal bir öğrenmeyi getirir.
Drama ile edinilen bilgilenme, okul disiplinleri içinde edinilen ezbere dayalı, kuramsal bilgilendirme değildir. Dramada bilgi kullanılır ama ünik bir biçimde dünya ile kurulan öznel ve nesnel ilişkiler içinde yapılanır. Bunun için de drama’nın eğitimde kullanımı bir gereksinimdir.

San, İnci (2006). Ömer Adıgüzel (Editör). Yaratıcı Drama: Yazılar (s.46-57). Ankara, Natürel Yayıncılık.

29 Eylül 2008 Pazartesi

Müzik Nasıl Öğretilir



Yazar:Mahiye MoRGüL
Baskı Yeri: Ankara
Sayfa Sayısı: 204 sayfa
Yayınevi: KÖK YAYINCILIK

Kitap hakkında...
Temel müzik eğitiminde amaç çocuğun müzik kültürü ile donatılmasıdır. Diğer bir anlatımla temel müzik eğitiminin amacı müzik kültürü ekmektir. İnsan beyni, ritmik olan şeyleri algılayabilme özelliğindedir ve müzik sayesinde beyne ritmik uyaranlar gönderebilmektedir. Örneğin şarkı söyleyen çocuğun beyni yüzlerce kez ritmik uyarılmaktadır.

Çocuk müzik kültürüyle okuldan önce aile ortamında tanışır. Müzik eğitimcisi ne kadar donanımlı olursa olsun, okulda verilen eğitim okulda kalıyorsa ve ailede desteklenmiyorsa eksik kalacaktır. Müzik sanatının süzülmüş örnekleriyle bebeklik döneminde tanıştırılan çocuğun estetik beğeni düzeyi daha yüksek olacaktır.

Ailede eğer geleneksel müziklerle (Geleneksel Halk Müziği, Geleneksel Türk Müziği) veya evrensel çok sesli müzik türleriyle ilgileniyorsa ve bu müziklere konser salonlarında dinleyici olunuyorsa ya da aile bireyleriyle birlikte çalma ve şarkı/türkü söyleme geleneği varsa çocuk için sağlıklı bir müzik kültürü var demektir.

Anne-baba kendi tercihlerinin en güzel örneklerini kendileri için yaşarken bu kültürü farkına varmadan çocuklarına aktarırlar. Müzik sanatını hayatın neşe kaynağı olarak çocuğa hissettirmek en önemli kazanımdır.

Müzik Çalışalım (1997), Oyunlu Şarkılar (1998) ve Eğitimde Yaratıcı Dramaya Merhaba (1999) kitapları yine yayınevimizden çıkan müzik eğitmeni Mahiye Morgül’ün eğitimcilere, öğretmen adaylarına ve anne-babalara yönelik hazırladığı yeni kitabını sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.

Okul Öncesi Dönem Müzik Eğitiminde Drama



Yazar:feRda öztüRk
Baskı Yeri: İstanbul
Sayfa Sayısı: 88 sayfa
Yayınevi: YA-PA


FERDA ÖZTÜRK


EĞİTİM BİLGİLERİ
1994-1996 Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı Güzel Sanatlar Eğitimi /Yüksek Lisans
1982-1986 Müzik Eğitimi Bölümü / Lisans
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi /Ankara

DENEYİMLERİ
1992- … Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Okul öncesi Anabilim dalı Müzik ve Drama Öğretim Elemanı
1989-1992 İstanbul Boğaziçi Lisesi Müzik Öğretmeni
1988-1989 Ankara Yükseliş Koleji
1986-1988 TED Zonguldak Koleji

ALINAN SEMİNERLER
Aralık 2005 Beyni Etkin Kullanma, Hızlı Öğrenme ve Hafıza Geliştirme
Kasım 2005 Mega Hızlı Okuma
Haziran 2005 Kültürlerarası İletişim ve Etkileşimde Drama- Almanya
Mayıs 2005 Ankara 10.Uluslararası Eğitimde Yaratıcı Drama Semineri (Doğaçlama tiyatrosu)
Nisan 2004 Okul Öncesi Eğitimde Orff Yöntemi ile Uygulamalar
(Prof .Dr .Ulrike Jungmair)
Mart 2003 Ankara 9.Uluslararası Eğitimde Yaratıcı Drama Semineri
Eylül 1999 Portage Erken Çocukluk Dönemi Eğitim Semineri – Ankara
Mayıs 1998 Eğitimde Yaratıcı Drama Semineri - Çağdaş Drama Derneği
(Prof. Dr .John Somers-Ankara)
Nisan 1997 Okul Öncesi Eğitimde Orff Yöntemi ile Uygulamalar
(Prof .Dr .Ulrike Jungmair)
Ekim 1995 Ankara 6.Uluslararası Eğitimde Yaratıcı Drama Semineri
Kasım 1993 Ankara 5.Uluslararası Eğitimde Yaratıcı Drama Semineri

VERİLEN SEMİNERLER
Şubat –Haziran 2006 “Çağdaş Drama Derneği Eğitimde Drama Temel Aşama Yetişkin”
Atölye Çalışması -Ankara
Ocak 2006 “Lilly Firması Çalışanları Drama Eğitimi” Ekol Drama – Antalya
Eylül- Aralık 2005 “Çağdaş Drama Derneği Eğitimde Drama Temel Aşama Yetişkin”
Atölye Çalışması -Ankara
Eylül 2005 Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Genel Müdürlüğü Hizmet içi Semineri
“Okul Öncesi Dönem Drama, Müzik ve Ritm Çalışmaları” –İzmir
Ağustos 2005 Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Genel Müdürlüğü Hizmet içi Semineri
“Okul Öncesi Dönem Drama, Müzik ve Ritm Çalışmaları” –Rize
Şubat- Haziran 2005 “Çağdaş Drama Derneği Eğitimde Drama Temel Aşama Yetişkin” Atölye Çalışması -Ankara
Şubat 2005 “Çankaya İlköğretim Hizmet içi Eğitim Semineri” Müzik Drama Atölyesi
Eylül-Aralık 2004 Çağdaş Drama Derneği“Eğitimde Drama 3.Kur ve temel aşama Yetişkin” Atölye Çalışması -Ankara
Eylül – Aralık 2004 “Çağdaş Drama Derneği Eğitimde Drama Temel Aşama Yetişkin” Atölye Çalışması -Ankara
Ağustos 2004 Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Genel Müdürlüğü Hizmet içi Semineri
“Okul Öncesi Dönem Müzik ve Ritm Çalışmaları –Yalova
Nisan 2004 “Çankaya İlköğretim Hizmet içi Eğitim Semineri” Müzik Drama Atölyesi
-Ankara
Eylül- Aralık 2003 Çağdaş Drama Derneği“Eğitimde Drama 3.Kur Yetişkin” Atölye Çalışması -Ankara
Eylül 2002 “Eğitimde Drama İstanbul Erkek Lisesi Eğitimcileri Eğitimi Programı”
-İstanbul
Ağustos 2002 “Eğitimde Drama İstanbul Fevziye Mektepleri Eğitimcileri Eğitimi Semineri”-İstanbul
Haziran 2002 Çağdaş Drama Derneği“Eğitimde Drama 2.Kur Yetişkin” Atölye Çalışması -Ankara
Mayıs 2002 “ Kocaeli 9.Drama Semineri” Atölye Çalışması
Nisan 2002 “Eğitimde Drama Öğretmen ve Yetişkin Semineri” Müzik Drama Atölyesi
-Çağdaş Drama Derneği-İstanbul
Şubat 2002 “Eğitimde Drama Öğretmen ve Yetişkin Semineri” Müzik Drama Atölyesi
-Çağdaş Drama Derneği-İstanbul
Ocak 2002 “Çankaya İlköğretim Hizmetiçi Eğitim Semineri” Müzik Drama Atölyesi
-Ankara
Mart 2001 “ Kocaeli 8.Drama Semineri” Okul Öncesi Dönem Eğitimcileri ile Müzik Drama Atölyesi - Kocaeli

BİLDİRİLER
Mart 2002 Sevda Cenap And Vakfı Müzik Sempozyumu
-Okul Öncesi Dönem Müzik Eğitiminde Drama
Mart 2001 Kocaeli Eğitimde Drama Semineri -Müzik Eğitiminde Drama

YAYINLARI
2002 “Okul Öncesi Dönem Müzik Eğitiminde Drama”
Ya-pa yayınları Ankara
2002 “Okul Öncesi Dönem Çocuklara100 Şarkı”
Ya-pa yayınları Ankara


MAKALE
Şubat 2004 “Erken Çocukluk Döneminde Müzik ve Drama” ABC Dergisi, s.22
Mart 2002 “21.yy Başında Türkiye’de Müzik Sempozyumu
-Okul Öncesi Dönem Müzik Eğitiminde Yaratıcı Drama” ,s.267
Sevda Cenap And Vakfı yay.

24 Eylül 2008 Çarşamba

karameLa sepeti (çocuklar için müzik ve hareket eğitimi)



Alman müzik adamı ve pedagog Carl Orff, ülkemizde daha çok Carmina Burana Operası’nın bestecisi olarak bilinir. Oysa Orff çocuk için müzik eğitim çalışmasıyla tüm dünyada yeni bir eğitim hareketinin gelişmesine öncülük ediyor. Besteci Orff, seslendirme açısından kullanımı en kolay enstrümanların vurmalılar olmasından hareketle yeni bir eğitim modeli geliştirdi. Orff yaklaşımı denilen bu eğitim modeli, pedagojik prensipler üzerinde yeteneklerin ve bilginin sıralı bir şekilde gelişmesine dayanıyor. Çocukların yaratıcı ve neşeli bir ortamda kişisel müzik gelişmelerini ortaya çıkarmaya yardımcı oluyor. Deneyerek ve keşfederek öğrenmesini sağlayan bu yaklaşım sadece özel yetenekleri olan çocuklar için değil, bütün çocukları kapsıyor. Yarışmaya yönelik olmayan bu eğitim alternatifi, her çocuğun keyif alarak etkinliğe katılmasını sağlayan bir ortamda uygulanıyor ve çocuklar dans ederek, şarkı söyleyerek, şiirler okuyarak öğreniyorlar. Avusturya Liseliler Vakfı bünyesindeki Orff Schulwerk Eğitim Danışmanlık Merkezi öğretmenlerinden Katja Ojala Koçak ve Onur Erol, Orff yaklaşımını ve uygulamalarını tanıtmak için bir kitap kaleme aldılar. Karamela Sepeti adını verdikleri ve Morpa yayınlarından çıkan kitap, 10 bölümden oluşuyor. Her bölümde bir çocuk şarkısının söz ve notaları yer alıyor. Orff Schulwerk prensiplerine dayalı ilk Türkçe kitap olan Karamela Sepeti'nde uygulamaların ve şarkıların yer aldığı bir de CD bulunuyor.
detayLar için buRaya tıkLayın